Can sıkan puan kaybı... - CİMBOM NEFERİ

Can sıkan puan kaybı...

  
 
Adana Demirspor deplasmanı şampiyonluk yolundaki takımlar adına dönülmesi kritik bir viraj. Zorluğu olusturan etmenlerin doğal sebebi de oyuncu kalitesi ve hoca faktörü elbette. Oynadıkları pozitif futbol, içerde, dışarda demeden aynı oyun kurgusunda yapılan ısrar, Adana Demirspor maçlarını seyir zevki yüksek ve herkes tarafından saygı duyulan bir hale getiriyor. Bu bağlamda Galatasaray adına iyi etüt edilmesi gereken ön hazırlık safhası maçın henüz başında kendini belli etmişti. Galatasaray maçın başından itibaren ilk 20 dakika yaptığı ön alan baskısıyla rakibini savunmadan top çıkaramaz hale getirirken, rakip yarı sahada da zaman zaman sete oturarak kale önünde ve ceza sahası dışından gole dair yoklamalar yapmayı da başarmıştı. 

Adana Demirspor ise, Onyekuru gibi beklerin arkasına sarkan ve takımı çok çabuk rakip ceza alanına taşıyan bir oyuncudan faydalanma noktasında, Boey'in etkin ve ön alanda baskılı savunmasına rağmen zaman zaman istifade etmeyi de başardı. Ancak bu anlarda da Muslera sahneye çıkıp, yabancı sınırına rağmen neden kalede olduğunu bir kez daha kanıtladı. İlk yarıya bakıldığında ADS adına Galatasaray ceza sahasında bir karambol pozisyonu ki tehlikeli anlardan biriydi, Yusuf'la geldikleri sağ koridordan oluşan atak girişimi ve Onyekuru'nun şutu dışında sarı kırmızılılar adına problem oluşturan bir enstantane olmadı diyebiliriz.

Galatasaray penceresinden bakıldığında ise ilk yarıda Kerem'in akıl almaz top kayıpları takımı sürekli geriye koştursa da beraberinde Yunus'un verimsiz oyunu ve hiç etkin olamamasina rağmen, Mertens ile Ertaç'ın iç direğe çarpıp içeri girecek topu çıkardığı pozisyon, Yine sağ koridordan Boey'in zorlamalariyla ceza sahası içinde ahlar vahlar eşliğinde ADS savunmasının cansiparane çizgiden çıkardıkları pozisyon, Yine Mertens'in tıpkı Karabük deplasmanında Sneijder'ın uzak direğe attığı harika golün benzerini yakın direğe atmaya çalıştığı pozisyon derken ilk 45 dakikanın son düdüğünü Halil Umut Meler çaldı.

İkinci yarı başladığında ilk yarı etkisiz olan Gomis acaba çıkar mı diye düşünürken Okan hoca bir 15 dakika kadar daha görmek istedi Gomis'i. Dakikalar 55'i gösterdiğinde İstanbulspor ile oynanan hazırlık maçının yıldızı Mata kulübeden ısınmaya gönderildi. Tam da o dakikada doğru olanın; Gomis'in çıkıp, Mertens'in hücum hattının merkezine geçmesi, Mata-Gomis değişikliği olması gerektiğini düşünürken Okan hoca aynı şeyi yaparak bana göre çok doğru ve stratejik bir hamle yaptı. Çünkü Mertens'i ileri atmak ceza sahası içine doğru al-verler yaparak girmeyi de kolaylastıracağı gibi, Mertens'den daha diri şekilde yararlanmayı da olanaklı kılacaktı. Mertens sırtında 10 numaralı formayı giyen 35 yaşında bir oyuncu. Fakat bu futbolcunun ne 10 numara ne de sakarca top kayıpları ile rekora giden, Türk statüsü sayesinde kesik yemeyen kanattaki yerli top tepicilerin kaybettiği topları kazanmak için peşinden koşturacağınız bir oyuncu olmadığını hem yaşından hem de asıl verimli olduğu alanın ceza sahası çevresi olduğunu düşünürsek anlamak pek de zor olmasa gerek. Bu nedenledir ki Mata-Gomis ve Mertens'in ileri hattın merkezine konumlandırıldığı bu değişiklik bize yeni bir denemeyi de ilerki haftalar için görmemiz adına bir referans olacaktı. İkili arasındaki pas trafiği düşüncesi heyecan verici geliyordu kulağa.

Değişiklik meyvesini, Mata'nın akıl dolu çevik çalımıyla rakibin ikinci sarıdan kırmızı kart görmesiyle vermişti. Rakip 10 kişi kalmış ve ceza sahası savunması başlamıştı. Tam bu noktada oyundan çıkmadan önce Mertens'in, Boey'in getirdiği topu sonuçlandıramaması bence kendi kalitesine yakışmayan ve takımı adına da 3 puanın elden kaçtığı kritik bir pozisyondu.

Sonrasında oyuna giren Seferovic, beraberinde orta alandaki oyuncuların çıkıp, kanatların oyuna girdiği, ofansif yönünden yararlanmak adına Sergio'nun ayağına baktığımız kritik dakikalar, rakibin de yaptığı stratejik Gökhan İnler hamlesiyle, dönen topları toplayamamamıza, ve ayakları çok iyi olan Gökhan'ın başarılı servisleriyle, topu geri kazanma süremizi arttırması, beraberinde hücumda akın sürekliliği yakalamamızı engellediği gibi Adana Demirsporu'da baskıdan çıkardı. Neticede maçın da son düdüğüyle beraber Derbi haftasında kaçan 3 puan Galatasaray taraftarını epey üzdü...

Bu noktada Okan Buruk özelinde; "Korkak davrandı" , "Galatasaray'ı kaldıracak seviyede değil" gibi yorumları görmek ise maçtan çok daha büyük sıkıntı sebebi benim için. Ülke olarak futboldan anlama seviyemizin Mozambik'ten hallice olduğunu düşünürsek, skora endeksli yapılan süpersonik yorumları da ciddiye almamak akılcı bir davranış olur kanısındayım. Ancak bu algılar öyle bir hale geliyor ki; günün sonunda bu söylemlerden, bu ithamları hak etmeyenleri korumamız gerekiyor bir yerde. 

Şöyle ki; korkak davranmakla itham edilen bir hoca, 2 orta saha oyuncusunu çıkarıp deplasmanda 4 hücum kanat oyuncusu ile merkezi açmaz. Yine aynı şekilde, korkak davranan bir hoca sol bekini çıkarıp oyuna hücum oyuncusu sürmez. Bunların ligin lideri konumundaki bir takımın sahasında yapıldığını da unutmamak gerekir. Diğer yandan Galatasaray seviyesini kaldıramadığını düşündüğünüz bir futbol adamına bu yorumu yapmak için atılan gol sayısının azlığı son derece yetersiz bir argümandır benim nazarımda. Rakip ceza sahası içinde buluşulan top sayısı, girilen pozisyonlar ortadayken bitiricilik problemini en son teknik direktöre yıkarım.

Peki Okan Hoca'nın eleştirilecek noktaları yok mu? Elbette var. En büyük hatası Kerem ve Yunus'un 3 Türk kuralından ötürü vazgeçilmez olmadığını pratikte onlara göstermemek. Bunun formülleri de sır değil. Sol bekte Kazımcan ya da ilerde İstanbulspor maçında da attığı golde merkezden nasıl sızma yaptığını, first touch'ın kalitesi ve bitiriciliği ile Barış bize gösterdi ki bu takımda merkez santrafor olarak denenebilir. Çünkü ikili mücadelelerde ayakta kalan, 1.86'lık boyuyla hava hakimiyetini de maçlarda zaman zaman gösteren oldukça süratli bir oyuncu. Gomis'in ağırlığı ve oyuna katkısızlığı onu sonradan kullanılmaya mecbur bırakıyor bu haliyle. Seferovic ise haftalardır etkisiz görüntüsü ile kocaman bir soru işareti. Icardi İstanbulspor maçında ezdiği toplarla isim fetişisti olmayan performans odaklı akil taraftarlar için adeta soğuk duş etkisi yaratsa da henüz yargılamak için erken diyelim. Hal böyleyken kanatta oynayan Kerem ve Yunus'un silik oyunlari, pozisyonun gerektirdiklerinin dışında hareket edişleri bence Barış Alper Yılmaz'a artık ama kanatta ama santraforda kocaman bir şansı hak ettiriyor. Barış'ın oyuna girmesi Kerem'i kulübeye ve beraberinde rekabete itecegi gibi bir de sol bekin zaman zaman Kazımcan ile ikame edilmesi beraberinde bir yabancıyı da ileriye koyabilmeyi getirecek. Oyunda yapilan bireysel bencillikler teknik heyet tarafından rekabetle cezalandırılmalı ki oyuncular ben ne oldum delisi olmadan, vazgeçilmez olmadıklarının farkına varsınlar... Benim Okan Hoca'dan bir sonraki maçta beklediğim en büyük şey bu. Bunu haftalar önce yapması gerekiyordu, oyuncuları kazanmak için oynatmayı tercih etti. Bu tercih tutmadıysa, hızlı aksiyon almak bize gelecek haftaları dolayısıyla şampiyonluğu kazandırır.

Sana güveniyorum hocam, şampiyonluk kupasını oğlunla beraber kaldırman umuduyla, tüm kalbimle doğruları yaptığın sürece desteklemeye devam edeceğim.


Yorum Gönder

0 Yorumlar