Galatasaray'a karşı yapılan sistematik saldırılar - CİMBOM NEFERİ

Galatasaray'a karşı yapılan sistematik saldırılar


"Türkiye'de futbol Galatasaray'a karşı oynanan bir oyundur"
sözüyle Türk futbolunu özetleyen Harry Kewell'a saygılarımızı iletelim buradan. Geldiğimiz noktada yapılan kasıtlı hatalar, daha önemlisi algılarla Galatasaray'ı lime lime doğrama işlemleri pandemi sürecinden sonra hız kazanmış görünüyor. Önce Rize'de Galatasaray spor kulübünün "Cellat Başı" diye nitelendirdiği, ismini anmaktan imtina ettiğim zat, sonrasında ise dün akşam bir diğer operasyonel görevli yeni bir utanç gecesine daha imza atmayı başararak spor tarihinin karanlık ve bir o kadar lekeli sayfalarına girmeye hak kazandılar. Anlaşılan o ki; konu Galatasaray olduğunda, bu lekeli ve karanlık sayfaların onur davetlisi olmaya devam edecek daha çok düdük çıkacak ülke futbolunda. 

    Dünyanın her yerinde bir konuda bir haksızlık varsa; olayın iki tarafı vardır. Biri haksızlığa uğrayan mağdur taraf, diğeri ise haksızlığı yapan hak gaspının faili. Son 2 sezon özelinde kazanılan şampiyonluklara bakıldığında korkunç hakem hatalarına maruz kalmış, hocasına 34 maçlık lig maratonunda 14 maçlık astronomik cezayı gözünü dahi kırpmadan verebilen ki üstelik bunlardan bazıları Avrupa maçında yapmış olduğu basın toplantısından verilen cezalar, teknik heyete 10 ayda 37 maç ceza veren bu zihniyet nasıl olabiliyor da sezon sonunda "Galatasaray kollanıyor" algısı ile Galatasaray'ın anasının ak sütü gibi, tüm bu engellemelere rağmen eze eze sahanın içinde kalarak kazandığı, alın teri kokan, namuslu, haysiyetli, şerefli şampiyonluğuna "Siz hakemlerle, kollanarak şampiyon oldunuz" diyebiliyor? Bu zihniyetin sözcüleri devletin kanallarında Galatasaraylı yurttaşların da verdiği vergilerle maaşlarının ödendiği bir ortamda nasıl olur da Beşiktaş borazanlığı ile Entel görünümlü maskelerinin ardında nefret ve kin kusan birer Galatasaray düşmanı olabilirler? İşin en can alıcı tarafı; haksızlığa maruz kalan Galatasaray eğer olur da bu engellemelerin üstesinden gelir sezon sonunda ipi göğüslerse "Şaibeli şampiyon" deniliyor, Bu engellemeler bir sonraki sezonda level atlayarak, sakat oyuncular ile beraber geçilemez boyuta gelip şampiyonluktan kopartırsa "Oyna, temiz, devam" oluyor. Yani her şekilde Galatasaray suçlu, kendileri mağdur oluyor. Bunun temelinde de medya dizaynı geliyor elbette. Öyle bir parselleme var ki medyada; Galatasaraylı isen sana yer yok mottosu tüm kanallarda hakim. Reklam pastasından pay almak isteyen Televizyon ve Gazeteler, aman musluk aksamasın mottosuyla Galatasaray düşmanlığını ilke edinmiş boyuttalar. Çünkü arpalarını verenlerin ön koşulu Galatasaray düşmanlığı, Galatasaray aleyhine oluşturulmak istenen suni algıların sözcüleri olmaları buyruluyor medyadaki borazanlara... Kesesinin derdinde olan, omurgasız insanlar her daim kendilerine buyrulduğu gibi davranırlar. Çünkü onların Ahlak,ilke ve şeref kavramları ile hayatları boyunca bir işleri olmadığı gibi, ihtiyaçları da olmamıştır. Zira bunlar maddi kavramlar değil, manevi kavramlardır. Bu da onları ilgilendiren bir konu değildir.

    Yönetimlerin görevi de yapılan algılara zamanında cevap vererek, bu deli saçmalıklarının kamuoyu nezdinde itibar görmesinin, algıların oturtulmasının önüne geçmektir. Maalesef bu anlamda Galatasaray'a yönelik oluşturulan maksatlı, kasıtlı, aleni algılara cevap vermekten kaçınan, verdiğinde ise araya gün aşırı zaman koyan, kalemi zayıf, basit ve sıradan, Galatasaray'ın vakur kelime dağarcığından yoksun, kişi ya da kurumları ciddi bir dilde ikaz etmekten son derece uzak bir dil tercih eden Galatasaray yönetimi bu anlamda verdiği sınavda geldikleri ilk günden bu yana çok kötü bir şekilde sınıfta kaldılar. Zamanında ve yerinde yapılmayan açıklamaların hiçbir kıymeti yoktur. Gerek Dursun Özbek dönemindeki baskın seçimde GRİ diyerek bu yönetimi destekleyen, gerek ise sonraki seçimde SARI diyerek yine aynı şekilde kulüp üyesi olmayan bir sıradan taraftar olarak desteklerini sosyal medyadan esirgemeyen biri olarak bu konuda hiç ama hiç memnun değilim yönetimden. Galatasaray gücü ve ağırlığı farkında olunarak kamuoyu karşısında alınması gereken aksiyonlar zamanında ve yerinde alınsaydı, belki bugün bu hak gaspları ile muhatap olmuyor olacaktık. Taraftarların ısrarlı uyarılarına rağmen, adeta inatla kulübümüze karşı yöneltilen bu hak gasplarına tek satır, tek kelime maç sonunda demeç vermeyenler unutmasın ki; Galatasaray bu şekilde yönetilmez. Galatasaray'da başkan yardımcılığı makamında oturan insanlar sosyal medyada fenomen hesap kıvamında twit atarak kulüp hakkının savunulmayacağının farkında olmalıdır. Burası çatkapı spor kulübü değil beyler, burası GALATASARAY SPOR KULÜBÜ. Türkiye'nin bir numaralı, en başarılı, en çok kupaya ve taraftara sahip olan, ilklerin ve enlerin takımı. Sizin göreviniz de bu markaya uygun hareket etmek ve doğru şekilde aksiyon almaktır. Benim taraftar olarak asıl canımı yakan; hakemlerin hak gasplarından çok, bu hak gasplarına karşı çıtını dahi çıkarmayan seçilmiş yönetimdir. Siz sustukça "Vur abalıya" yapıyorlar ve bu şekilde de devam edeceklerdir. Arkasında 25-30 milyon taraftarı olan bir camianın yönetimi, temsil ettikleri camianın uğradığı aleni haksızlara tepki gösteremeyecek kadar sessiz kalmayı tercih ediyorlarsa temsil makamından da bir o kadar uzaktırlar kimse kusura bakmasın!

     Zamanında ve yerinde tepki vermek için onlarca kez şansları vardı Galatasaray yönetiminin. Geçen sene Vodafone park'ta oynanılan ve Galatasaray'ın Sahada Cüno, VAR'da Mete ile 3 penaltısının ki VAR'ın olduğu bir futbol ortamında verilmediği ve tüm bunlara rağmen 70 dakika tek kale oynadığı bir maçı kaybettikten sonra eğer gereken aksiyon alınamıyorsa yönetim olarak, bunu ne takımın hocası sindirebilir, ne de o takımın oyuncuları. Çünkü uğranılan haksızlıklar karşısında iyi futbol ortaya koyan bu takıma sahip çıkılmamış, hakemlerin art niyetli tutumları görmezden gelinmiş, yanlarına kâr bırakılmıştır. Sizler yönetim olarak haksızlık karşısında susmayı tercih ederseniz, İcra edilen bu kasıtlı ve art niyetli müsabaka yönetimi karşısında en ufak bir yaptırımla, en ufak bir kamuoyu baskısıyla karşı karşı bırakılmamış bu güdümlü düdükler hakkınızı yemeye rahatlıkla devam ederler. Masaya yumruğunu koymayan yönetimler, şampiyonluk yolunda ezilmeye mahkum bırakılırlar ülkemiz futbolunda. Yönetimlerin ağırlığı takımlarının ezilip ezilmemesinde, hocasının, oyuncularının aldığı tavan ve taban sınırdan verilen cezalarda büyük önem teşkil eder. Bunlar ülkemizdeki futbol ortamının gerçekleri. Oyunu kuralına göre oynayacak yönetimler, hedefe inanmış oyuncu topluluğu ve tecrübeli teknik kadrosuyla neden şampiyon olamasın?
    
     UEFA ile yürütülen FFP sürecindeki muazzam ve dünya kulüplerine örnek olan hukuk mücadelesinde aslanlar gibi hukuken çarpışmış bu yönetimi, okyanusları geçip derede boğulduğu için eleştiriyorum. Sesinizi yükselttiğiniz kadar şer ittifakının üstesinden gelebileceğiniz bu stres seviyesi yüksek futbol ortamında, naif tavrınızdan taviz vermek zor geliyorsa bunun da çözümü şahin kanat bir basın sözcüsünü göreve getirmektir. Galatasaray'da, ligi dizayn etmeye çalışan bu şer odaklarına karşı, kasıtlı hakem hataları ile yarış dışına atılan kulübümüzün hakkını savunacak birileri her daim bulunabilir. Benim burdan bir isim telaffuz etmem doğru olmaz ama her taraftarın aklına bir çırpıda gelen birkaç isim vardır. Bu isimler çıkar iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış neyi görüyorsa, kulüp adına gündemden kopmadan, olayları zaman aşımına uğratmadan çatır çatır konuşur ve oluşturulmak istenen algıların önüne aslanlar gibi geçer. TV kanallarındaki sözüm ona şarlatan yorumcu(!)larda kulübün sahipsiz olmadığını, öyle kolay kolay vur abalıya yapamayacaklarını, karşılarında bir muhatap bulacaklarını bilirler ve ona göre hareket ederler. Siz bu yorumcu(!) kılığındaki amigoların hareket alanlarını kısıtlamadığınız sürece boş meydanda at sürmeye devam edecekler.

   Umarım ve dilerim ki Galatasaray spor kulübünün mücadele ettiği tüm branşlarda; saha içindeki güdümlü düdüklerden hakem kıyımlarına uğramadan, saha dışında algılarla yıpratılmadan, düzgün ve adaletli bir şekilde tesis edilmiş adil yönetimlerin icra edildiği müsabakalara çıkıp, oyunuyla kazandığı, oyunuyla kaybettiği günleri de görürüz. 


     
     

Yorum Gönder

0 Yorumlar