Galatasaray'da son yıllarda belki de en büyük eleştiri oklarına maruz kalan oyuncudur Belhanda... Aslında aldığı bu tenkitlerde hak edip etmeme noktasında hak etme oranının terazide ağır bastığını rahatlıkla söylemek mümkün. Zira futbolda özellikle ön alanda oynayan oyuncular bir metre yanındaki takım arkadaşına basit bir pası aktaramadığında ve bunu tekrarlar mahiyette aynı maç içinde birden fazla kez yaptığında eleştirilmeme şansı dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Peki hücumdayken bu son derece basit olan "al-ver'leri" yapamayan ve her seferinde takımının kontra yemesine sebep olan bu oyuncu nasıl oluyor da takımında şans bulabiliyor? Gelin bunu hep beraber biraz inceleyelim...
Fatih hocanın rakip yarı alanda sabırla top çevirmeyi, rakip kaleyi şutör oyuncularıyla tehdit etmeyi, oyunu tamamen rakip yarı sahaya yıkmayı ve bu anlamda savunma güvenliğini ikinci plana atmaktan çekinmeyen bir teknik adam olduğunu hemen herkes biliyordur. Peki Belhanda rakip yarı alana yıkılan bir oyunda iyi bir şutör olduğu için mi oynuyor? Ya da sete dönen bir oyunda iyi top çevirdiği için mi? Hayır. Belhanda kötü bir şutör, aynı zamanda yukarda bahsettiğimiz basit top kayıplarını da yapmaktan geri durmayan, takımının tehlikeli akınlara maruz kalmasına sebep olan bir oyuncu durumunda. Bu adamın mevkisinde oynayan diğer arkadaşlarından bir şeyi daha iyi yapması gerekiyor ki önemli maçlarda şans bulabilmesinin altını doldurabilelim. Peki nedir bu?
Orta alanda oluşturacağınız direnç, rakip takımın ön hattan hırpalanarak savunmanızın üzerine daha etkisiz gelmesi anlamına gelir.
Belhanda ofansif meziyetleri ile Galatasaray'a transfer olmuş bir oyuncu olarak, işin ofans kısmında yaptığı komik pas hataları veya zaman zaman teknik anlamda gösterdiği noksanlıklarıyla taraftarı kızdırsa da rakiple oyun anlamında didişmesi, ikili mücadelelerden kaçmaması, hava toplarına dahi çıkıyor olmasıyla, bu denemeleriyle orta alanda rakibe karşı oluşturulmak istenen bu direncin kullanılacak bir aktörü oluyor teknik heyetin gözünde. Buradaki en büyük sorun hatta teknik heyetin de bu anlamda eleştiriliyor olmasının sebebi, bu yaptığımız savunma kritikleri konusunda Belhanda'nın tüm bunları bazen yapıyor bazen yapmıyor olmasından kaynaklanıyor. Bu biraz fal açmaya benziyor bu anlamda. Gününde bir Belhanda ile Fenerbahçe deplasmanında harika bir oyun kurgusuyla tüm takımın performansıyla konuşulabiliyorken, Beşiktaş maçında ise ilk yarıda silik bir görüntü çizmesinin ardından hemen oyunun ikinci yarısının başında oyundan çıkarmak ve Ömer Bayram'lı sisteme dönmek zorunda kalabiliyorsunuz. Bu anlamda aslında pek çoğumuzun kafasında şu sorunun da belirdiğini tahmin edebiliyorum. Sırtında 10 numara yazan bir oyuncudan savunmada katabileceği -ki onun da ciddi bir istikrar sorunu var- direnç üzerine mi beklenti içerisine gireceğiz? Bu eldeki oyuncu profilleri ile alakalı bir durum. Galatasaray'da her yaz transfer döneminde Belhanda ile yolların ayrılacağı, yerine ofansif bir 8.5 yahut 10 numara profilinde bir oyuncu ile yolların kesişeceği konuşulurken transfer dönemi kapandığında eldeki ismin yine Belhanda olduğunu görüyoruz. Bu sürecin her transfer döneminde tekrar ediyor olmasının da elbette UEFA ile mutabık kalınmak zorunda olunan Financial Fair Play anlaşmasının payının olduğunu unutmamak lazım. "Satmadan alamazsın" dengesinden ötürü elden oyuncu çıkarmadan transfer yapamamanın zorluğu ile baş etmek zorunda kalmak ciddi bir planlama gerektiriyor ki hatta bazen evdeki hesabın da çarşıya uymamasına sebep oluyor. Kısacası Fatih hocanın Belhanda'dan beklentisi orta sahaya katacağı direnç ve elbette sahip olduğu orta alan ile hücum oyuncuları arasındaki köprüyü kurabilme yeteneğini kullanabilmesi. Bunun yanında savunmanın sağında Mariano ve Feghouli ile orayı adeta işleye işleye ver-kaçlar ile hücum aksiyonun sonunda Mariano ya da Feghouli'yi son çizgiye indirebilmek ya da içeri kat ettirebilmek de iyi yaptığı işlerden biri. Eleştirilmesinin en büyük sebeplerinden biri de tüm bunları istikrarlı bir çizgide sürdüremiyor olması. Genelde kaliteli ayakların belli bir standardı vardır. 10 üzerinden 10'luk bir maç çıkartabildikleri gibi kötü günlerinde bu 10 üzerinden 7 olur. Son pasları iyi yapamamışlardır, basit bir golü kaçırıp tabelayı değiştirememişlerdir vs... Belhanda'da bu oran iyi gününde 10 üzerinden 8 olabildiği gibi kötü gününde 10 üzerinden 2'lere 3'lere düşebiliyor. Sorumlulukları yüksek kaliteli ayakların standardında bu denli sapma ve dalgalanma olması kabul edilebilir bir durum değil.
Emre Akbaba varken niçin Belhanda'da ısrar ediliyor?
Emre Akbaba için tabela canavarı demek sanırım yanlış bir tabir olmayacaktır. Bu kadar tabela değiştirmeye yatkın skorer profildeki bir oyuncu niçin Belhanda yerine tercih edilmiyor olabilir o halde? Bunun tek nedeni Emre'nin oyunun genelinde kayboluyor olması. Emre golünü atıp asistini yaptığında, bu oyun içi kaybolmasını takım tolere edebiliyor. Ancak rakibin temaslı oyunu, Emre'nin sevdiği ceza sahasının içindeki tek vuruşluk alanların kalabalık tutulması ve alınan önlemlerle skoru üretemediğinde fayda alamadıgınız gibi orta sahada da bir kişi eksik oynuyor oluyorsunuz. Emre'nin ver-kaç ile ceza sahasına kısa paslarla da girebildiğini, aynı zamanda iyi bir solak olarak şut tehditi olduğunu da elbetteki biliyorum fakat yüzde yüz bir istikrardan söz etmek kendi ölçülerime göre pek mümkün değil. Büyük oyuncular oyunda 20-25 dakika kaybolmazlar muhakkak kendilerini gösterir, kalitelerini ortaya koyacak işlerden kesitler sunarlar izleyenlere. Bu hayalet moduna geçme sendromu takımı eksik oynatabiliyor. Bu anlamda sahada her zaman inisiyatif alan, sahneye çıkmak için golü ya da asist anını beklemeyen, oyunun kurulumunda da rol alabilen bir Emre Akbaba'nın sahip olduğu yetenekle hem milli takıma hem de Galatasaray'a çok daha faydalı olabileceği kanaatindeyim.
Sözün özü; teknik heyetinin Belhanda kararlarında "Yine mi Belhanda" diye hayıflanırken onların da düşüncelerinin, Belhanda'nın sahaya iyi gününde koyduklarını tatbik etmesi olduğunu bi düşünelim derim. Şundan da eminim ki Fatih hoca özellikle son Beşiktaş maçından sonra bu yazı tura ile tekrar uğraşmayacaktır. Çünkü bu performans noktasındaki bilinmezlik ve büyük dalgalanma ile fal açmak, bazen geri getirilemeyecek 45 dakikaların oynanmasına sebep olabilir şampiyonluk yolunda. Fatih hoca da tüm bunları hepimizden çok daha iyi bilecek kalite, bilgi, birikim ve en önemlisi tecrübeye fazlasıyla sahip. Yaptıkları ve yaşattıkları yeni başarılarının en büyük teminatıdır Galatasaray camiasında. Hatta tüm Türk futbolunda...



0 Yorumlar