Son vuruş eksikliği can yakar! - CİMBOM NEFERİ

Son vuruş eksikliği can yakar!

  

   Galatasaray dün gece kazanmak için oynaması gereken futbolu fazlasıyla oynadı. Topu hızlı gezdirdi, rakip ceza sahasına çok adamla girdi ve bir çok pozisyon buldu. Oyuna öyle bir başladı ki Galatasaray, Kayserispor daha maçın başında bu baskıyı durdurmak için kendi ceza sahasına adeta etten duvar örmek zorunda kaldı. Baskı beraberinde pozisyonları da getirse de, sahneye çıkan oyuncular beceriksiz son vuruşlarıyla kaleci Lung'u kahraman yaptılar. Özellikle Emre Akbaba'nın ceza sahası içindeki cepheden kaleyi karşısına aldığı pozisyonunda topu kaleciye nişanlaması inanılır gibi bir durum değildi. O pozisyonda Donk'un enfes milimetrik pasında, güzel top kontrolünün ardından topu ikinci kez dürtmesi Emre Akbaba'nın pozisyonu öldürmesine sebep oldu. Açısını daraltıp, kaleciyi büyüttü. Halbuki direkt bir vuruşla kalecinin sağına köşeden topu ağlarla buluşturması işten bile değildi. Dakikalar ilerlerken Sahneye takımda usta ayaklardan olan Feghouli çıktı, ancak o da kendi kalitesine hiç yakışmayan bir şekilde müsait pozisyonda cepheden kaleyi gördüğü halde cılız bir şutla, kalenin ortasında duran Lung'un üstüne pas attı adeta. Feghouli klasındaki bir oyuncunun sağdan gelen bu %99luk golle sonuçlanması gereken iyi pası hele hele elini kaldırıp topu da Linnes'den istediği bir ortamda sol köşeye direk dibine yerden ayak içiyle bırakıp tabela yapması gerekirdi. Maç boyunca da kötü şutlarına devam etti.

   Ev sahibi tarafından bu kadar çok pozisyona girilen, etkili hücum aksiyonlarının olduğu, dominant futbolun maç boyu agresif bir şekilde sürdürüldüğü, rakibe hükmedildiği maçta, Galatasaray'ın golü bir türlü akan oyunda bulamayışının sebebi de hiç süphesiz ki son vuruşlardaki beceriksizliğiydi. Galatasaray'da son vuruşların çok yüksek yüzdeyle değerlendirildiği Hamza Hamzaoğlu zamanı aklıma geliyor bu tür maçlarda. 3 pozisyonun 2 sini mutlaka golle sonuçlandırdı o dönemde takım. Hemen aklıma 5-0'lık bir Konyaspor maçı geliyor ki hafızam beni yanıltmıyorsa 6-7 pozisyona giren Galatasaray 5 golle maçı tamamlamıştı ve o dönemki Konyaspor Teknik patronu Aykut Kocaman "Galatasaray inanılmaz bir yüzdeyle oynadı bu akşam, bulduğu tüm pozisyonları neredeyse gole çevirdi" gibi bu minvalde bir maç sonu açıklaması yapmıştı. Galatasaray son vuruşlarda bugüne özel değil, bir çok maçta bitirici değil. Üstelik bunu klas oyuncuları da yapıyor. Oyuncuların topu sokması gereken noktalarda akıl almaz iki kale boyu yukardan giden garip şutlarını görüyoruz. Bu bana artık son vuruş antrenmanlarının yetersiz yapıldığını hissettirmeye başladı. Kenardan ceza sahasına gelen toplar kontrol edilemiyor, ceza sahası içinde ne kadar kalabalık olunursa olunsun kaos yaşanıyor, serinkanlı bir şekilde klas dokunuşlar gelmiyor. Umarım bu konu üzerine gereken hassasiyet gösterilir ve böylesine güçlü bir oyunun karşılığı olan farklı galibiyetlerin yerine puan kaybının yaşandığı geceleri görmeyiz. Galatasaray oyunu hak ediyor ama skoru değiştiremiyor. En iyi oynadığı maçlarda bile skor arttırmada sıkıntı yaşıyor. Bu vuruş kalitesinde bir sorun olduğunu düşündürüyor. Zira pozisyonları irdelediğimizde de kaçan pozisyonların kaçmaması gereken mahiyette olduğu da apaçık ortada.

   Yenilen golde ise 4 Galatasaraylı oyuncu Aziz Behich'in son çizgiye çıkışına engel olamadı. Bu kabul edilebilir bir savunma şekli değil. Etebo gibi oyuna taze kan olarak girmiş bir orta saha oyuncusunun çizgiye en yakın oyuncu olarak Aziz Behich'in çizgiye inişine engel olamayışı Galatasaray'ın seviyesinde olmadığını bir kez daha gösterdi bizlere. Taylan ise takım için çok önemli bir konuma evrilmiş durumda artık. Orta sahanın 1 numaralı adamı konumunda. Rakip ceza sahasına girerken yapılan ikiye birlerde yaptığı pas hatasıyla takımı geri koşturmaktan da vazgeçerse muazzam bir seviyeye erişecektir kanaatindeyim. Kayserispor'un attığı golde bir parantez de kaleci Fatih'e açmak istiyorum. Top yerden sert bir vuruşla filelerle buluşsa da Fatih'in ağır olduğu kanısındayım. Belki hissiyat belki inanılmazları çıkarmaya alıştırdığı içindir bilinmez ama ben Muslera'nın o topu çıkarıp 3 puanlık kurtarışı da yapabileceğini düşünüyorum.

   VAR kararı ile verilen penaltı kararında, Muğdat'ın Linnes'in sağ ayağına yaptığı müdahale her ne kadar oyuncuyu takip etme esnasında savrukluktan kaynaklanan istem dışı bir hareket olsa da, ceza sahası içindeki bu pozisyon bence net bir penaltıydı. Hakem de doğru bir karar verdi, VAR hakeminin izle önerisiyle. Sonuç itibariyle zirve ile olan puan farkı sadece 3. Bir maçlık bir durum var ortada. Galatasaray bu kadar eksikle çıktığı maçta bu kadar güçlü bir oyun ortaya koyabiliyorsa bu ileriye dönük çok güçlü bir mesaj demektir. 

Yorum Gönder

0 Yorumlar